Radikal UZEM’in RadiTalk serisinin 8. bölümünde Türk Dili ve Edebiyatı zümre başkanları Aslı Özmen Arpat ve Eren Kayhan, Radikal UZEM Eğitim Koordinatörü Elif İlayda Canbay’ın sorularıyla Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin Türk Dili ve Edebiyatı müfredatına getirdiği değişimi konuştu. Yaklaşık 25 dakikalık sohbeti; öğrencilerin ve velilerin işine yarayacak başlıklara ayırarak özetledik. Videoyu aşağıdan izleyebilir, yazının devamında konuşulanları madde madde okuyabilirsiniz.
Video: RadiTalk Bölüm 8 - Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Özel: Türk Dili ve Edebiyatı Müfredatındaki Değişim (Radikal UZEM YouTube kanalı, 25 dk.)
Kısaca: videodan akılda kalanlar
- Maarif Modeli okuduğunu anlama becerisi üzerine kurulu. Bu yalnızca Türkçe ve edebiyat için değil, matematikten fiziğe bütün dersler için geçerli.
- Formül ve ezber geri planda, sorular bağlam temelli. Bilgi yine gerekli; ama soruda bilgiyi bir metnin içinde yorumlamanız isteniyor.
- Dil bilgisi artık bütün bir metnin içinde soruluyor. Tek cümleye bakıp kural uygulamak yetmiyor.
- Edebiyatta yazar-eser ezberi çok azaldı. Yerine karşılaştırmalı metinler, metinlerarasılık ve dönemin zihniyetini yorumlama geldi.
- Okuma alışkanlığı, yorumlama ve yazma becerisi hem öğrencinin hem ailenin birlikte emek vereceği bir süreç.
Maarif Modeli’nde Türkçe ve edebiyat neden bu kadar önemli?
Konuklara göre yeni model, okuduğunu anlama yeteneği üzerine geliştirilmiş bir model. Uzun paragraf yapıları, günlük hayatla ilişkilendirilen sorular ve formalize yapıların geri plana alınması bunun göstergesi. Moderatörün de vurguladığı gibi artık matematik de fizik de kimya da fark etmeksizin okuduğunu anlama, çıkarım yapma ve yorumlama becerisi öne çıkıyor; dolayısıyla Türkçe, öğrencinin diğer derslerde de başarılı olmasının temeli haline geliyor.
Konuklardan biri, merkezi sınavlarda Türkçe netinin sıralamayı belirleyen önemli bir etken olduğunu; burada belirleyici olanın ne kadar az yanlış yapıldığı ve ne kadar az boş bırakıldığı olduğunu söyledi. Veli ve öğrencilerden “Türkçede zorlanıyoruz” dönüşlerinin bu sistemle birlikte artacağı, dolayısıyla Türkçenin zorunlu olarak öncelik kazanacağı da konuşulanlar arasındaydı. Konuklar, Milli Eğitim politikasının da Türkçe üzerine yoğunlaştığını ve bunu doğru bulduklarını belirtti.
Bir başka vurgu, okunacak metinlerin niteliği üzerineydi: Karşımıza artık çok sıradan yazıların değil, makalelerin ve bilimsel içerikli metinlerin daha çok çıkacağı; bu yüzden öğrencilerin yalnızca roman ve hikâye okumakla yetinmeyip deneme ve bilimsel yazılara da yönelmesi gerektiği söylendi.
Bağlam temelli soru nedir?
Konuklar bağlam temelli soruyu şöyle özetledi: bilgi yine var, ancak size bu bilgi salt bilgi olarak sorulmuyor. Bilgiyi bilecek ve özümseyeceksiniz; soru ise bir metnin içinde bu bilgiyi değerlendirmenizi, yorumlamanızı ve analiz–sentez yapmanızı isteyecek. “Gördün, ezberle geç” mantığı artık geçerli değil; sorular bu yüzden daha uzun ve daha grafik içerikli olabiliyor.
Bağlam temelli soruların örneklerini ve çözüm yaklaşımını ayrı bir yazıda anlattık: Bağlam Temelli Soru Nedir? Örneklerle Maarif Modeli Soruları. Maarif Modeli’nin hangi sınıflarda uygulandığını merak edenler için de Maarif Modeli Nedir? Hangi Sınıflarda Uygulanıyor? yazımız var.
Dil bilgisinde değişim: kural ezberi yerine metnin bütünü
Eskiden dil bilgisinde cümlenin ögelerini bulmak ya da fiilimsileri ayırt etmek için bazı öğretmenlerin kendi formüllerini ürettiği hatırlatıldı. Yeni sistemde dil bilgisi bilgisi ağırlığını koruyor; ancak öğrenciden bu bilgiyi bağlamın içinde bulması isteniyor. Konuklardan biri, yazım kurallarındaki hataların artık ezbere değil, metnin içinde nasıl kullanıldığına bakılarak sorulduğunu ve bunu yeni çıkan üniversite sınavı sorularında da gördüklerini söyledi. Örnek olarak, normalde birleşik yazılan “çok bilmiş” sözcüğünün ortak yüklem haline getirilerek sınav sorusuna dönüştürüldüğü anlatıldı; öğrenci sadece sözcüğe değil cümlenin tamamına bakarak karar verecek.
Bu nedenle okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin birlikte geliştirilmesi önem kazanıyor. Konuklar öğrencinin yalnızca okuyarak değil; konuşarak, dinleyerek ve izleyerek de analiz gücünü geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Edebiyatta yazar–eser ezberinden karşılaştırmalı metinlere
Moderatörün “yazar-eser ezberi bitti mi?” sorusuna konuklar şöyle yanıt verdi: Bitti demek çok doğru olmaz, ama çok çok azaldı. Eskiden her yere yazılıp tek tek ezberlenen yazar, eser ve karakter bilgileri yerine artık bilgiyi alıp karşılaştırmalı bir metin üzerinden kullanmak isteniyor.
- Karşılaştırmalı metin: Farklı dönemlere ve farklı zihniyetlere ait iki metin veriliyor; öğrenciden ikisi arasındaki ortak ve farklı noktaları bulması bekleniyor.
- Dönemi bilmek: Öğrenci eserin ortaya çıktığı dönemin toplumsal özelliklerini bilecek, eseri bu bağlamda analiz edecek ve neden–sonuç ilişkisi kuracak.
- Metinlerarasılık: Konuklar artık tek metinle değil, birden çok metni bir araya getirip analiz ve sentez yapmayı gerektiren “metinlerarasılık” kavramından söz etti. Orhan Veli ile Ahmet Haşim’i karşılaştıran soru, iki farklı dönem ama ortak bir noktada buluşan bir bilgi birikimi isteyen örnek olarak anıldı.
Edebiyat tek başına bir ders değil: tarih, coğrafya, sosyoloji…
Konuklar, yeni yaklaşımda öğrencinin birçok disiplini birlikte kullanacağını belirtti: Edebiyat dönemi anlamak için tarihe, coğrafyaya, sosyolojiye ve psikolojiye de dayanıyor. Bu yaklaşımın 9. ve 10. sınıf metinlerinde zaten ağırlıklı olarak işlendiği söylendi. Konuklardan biri, eşit ağırlık öğrencilerinin dönemin romanlarını okurken o dönemin sosyal ve siyasi olaylarını da değerlendirdiklerinde bağlantıları çok daha rahat kurduğunu ve bunu keyifli hale getirebildiğini anlattı.
“Hayatın içinden” soruların arttığı da vurgulandı: Covid-19 sonrasında broşürlerle ilgili sınav sorularının hazırlandığı hatırlatılarak, öğrencinin hem güncel olanı takip etmesi hem geçmişi görmesi beklenen bir yapıya geçildiği ifade edildi.
Kitap okuma alışkanlığı: sıkıcı kitaplara zorlamayın
- Önce okumayı sevdirin. Çocuğa çok ağır bir kitap verildiğinde “anlamıyorum” diyerek kaçabiliyor. Konuklardan biri, öğrencilere “sıkıcı kitaplar, dünya klasikleri” diye zorlamaya gerek olmadığını; önce ilgilerini çeken bir kitapla okumayı sevmeleri gerektiğini söyledi.
- Bir kitabı bırakabilirsiniz. Bir yazar o an sizi sarmıyorsa bırakmak sorun değil; aynı kitap başka bir dönemde bambaşka okunabilir. Konuklardan biri Don Kişot’u farklı yaşlarda önce masal, sonra felsefe, sonra roman olarak okuduğunu örnek verdi.
- “Kitap nasıl okunur?” sorusu da önemli. Hangi kitabın nerede ve hangi zamanda okunacağı, romanların, öykülerin, gezi ve anı türlerinin farklı zamanlarda okunması gerektiği; hatta bunun için bir “kitap nasıl okunur” dersinin bile konabileceği dile getirildi.
- Okuduğunuzu birisiyle tartışın. Kitap okumak tek başına yetmiyor; konuklara göre okunan kitabı birisiyle konuşmak, bilginin kalıcı olmasını sağlıyor.
Veliler ve rehber öğretmenler ne yapabilir?
- Okur–yazar bir ortam oluşturun. Konuklara göre veli bu sürecin çok önemli bir parçası; “çocuğumu aldım verdim” yaklaşımı yeni modelde yeterli olmuyor.
- “Kaç net yaptın?” yerine “Ne anladın?” diye sorun. “Kaç kitap bitirdin, kaç soru çözdün?” sorularının zamanla geri planda kalacağı; asıl önemli olanın okunan metinden ne anlaşıldığı olduğu söylendi.
- Yorumlama alışkanlığı kazandırın. Belgesel izleyip amacını konuşmak, hatta küçük yaşta bir çizgi filmi yorumlatmak gibi etkinlikler öneri olarak sıralandı.
- İlgiye uygun metinler seçin. Çocuğun yaşına, ilgisine ve durumuna göre değişen pek çok metin türüne internet sayesinde kolayca ulaşılabildiği hatırlatıldı.
Yazma becerisi neden yeniden önemli?
Sohbetin son bölümünde konuklar, yazmadan öğrenmenin olmayacağını söyledi: Yazılan şeyin kalıcı olduğu, kelime hazinesinin yazarak geliştiği ve “insan kelimesi kadar düşünür” görüşü dile getirildi. Yapay zekâ ve fotoğraf çekerek not almanın yazmaktan uzaklaştırdığı; konuklar bu durumun zamanla aşılabileceğini umduklarını belirtti. Yeni modelin etkinlikleri ve yazmaya verdiği önemin bu açıdan olumlu olduğu söylendi.
Konuklar ayrıca öğrencilerin dilekçe ve makale yazmayı öğreneceğini, üniversitede sunum yapabilmenin, makale yazabilmenin ve kaynakça kullanabilmenin önemli olduğunu; bağlam temelli yapının kaynakça kullanmanın değerini de gösterdiğini söyledi. Bu becerilerin lise döneminde kazanılmasının üniversitede akademik çalışmayı kolaylaştıracağı düşüncesi paylaşıldı.
Bu içeriğe göre nasıl çalışılır?
Aşağıdaki maddeler, videodaki önerilerden çıkardığımız çalışma notlarıdır:
- Paragraf ve metin okumayı günlük bir alışkanlığa dönüştürün; romanın yanında deneme, makale ve bilimsel içerikli metinleri de okuyun.
- Dil bilgisi konularını kural listesi olarak değil, bütün bir metnin içinde çalışın.
- Edebiyat çalışırken yazar–eser listelerinden önce dönemi (tarih, toplum, zihniyet) öğrenin; iki metni karşılaştırarak ortak ve farklı noktaları yazın.
- Çözdüğünüz her bağlam temelli soruda “Metin bana ne söylüyor, hangi bilgi burada işe yarıyor?” sorusunu yanıtlayın.
- Okuduklarınızı kısa notlar halinde yazın ve bir arkadaşınızla ya da ailenizle tartışın.
Bağlam temelli soru çözme pratiği için Radikal UZEM’de online deneme sınavlarını kullanabilir, konu eksiklerinizi video ders paketleriyle kapatabilirsiniz. Sınıf düzeyinize uygun paketleri LGS ve YKS sayfalarında bulabilirsiniz. 2018 müfredatı ile Maarif Modeli arasındaki farkın sınavlara etkisini merak edenlere de 2018 Müfredatı ile Maarif Modeli Farkı yazımızı öneririz.
Videonun sonunda: kitap ve yazar analiz serisi
Sohbetin sonunda moderatör, öğrencilerin ilgisini uyandırmak ve kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için belirli aralıklarla bir yazar ve kitap analiz serisi hazırlanmasını önerdi; konuklar bunu seve seve yapacaklarını belirtti. Seri yayınlandığında sınava hazırlanan öğrencilere destek olması amaçlanıyor.
Sıkça sorulan sorular
Maarif Modeli’nde Türk Dili ve Edebiyatı müfredatında ne değişti?
Videoya göre en belirgin değişiklikler şunlar: Ezber ve formül yerine okuduğunu anlama ve yorumlama öne çıktı; sorular bağlam temelli hale geldi; dil bilgisi bütün bir metnin içinde soruluyor; edebiyatta yazar–eser ezberi azaldı, karşılaştırmalı ve metinlerarası sorular arttı.
Bağlam temelli soru ne demek?
Bilginin salt bilgi olarak değil, bir metnin ya da grafiğin içinde yorumlanarak sorulduğu soru türüdür. Öğrenci bilgiyi bilir, ancak asıl beklenen bu bilgiyi verilen bağlamda analiz edip sentezlemesidir.
Metinlerarasılık nedir?
Videoda, tek bir metinle yetinmeyip birden çok metni bir araya getirerek analiz etmeyi ve sentezlemeyi gerektiren yaklaşım olarak anlatıldı. Örneğin farklı dönemlere ait iki metnin ortak ve farklı yönlerini bulmak istenebilir.
Edebiyatta yazar–eser ezberi tamamen bitti mi?
Konuklara göre “bitti” demek doğru olmaz; ancak eskiye göre çok çok azaldı. Bilgi yine gerekli, fakat artık karşılaştırmalı bir metin üzerinden kullanılması isteniyor.
Çocuğumun kitap okuma alışkanlığı kazanması için ne yapabilirim?
Önce çocuğun ilgisini çeken kitaplarla başlayın, ağır kitaplarla zorlamayın. Okur–yazar bir ortam oluşturun, okunan kitabı birlikte tartışın ve “kaç kitap” yerine “ne anladın” sorusunu sorun.
Bu yazı, Radikal UZEM YouTube kanalında yayımlanan RadiTalk Bölüm 8 videosundaki konuşmalardan hazırlanmıştır. Aktarılan görüşler konuk öğretmenlerin kendi değerlendirmeleridir; MEB’in resmî açıklaması değildir.
